şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2015 Pazar

Anlıyorum Deme Bana

Yaşar Kemal'in aziz hatırasına...


Anlıyorum deme bana
Anlayabilir misin hissettiklerimi
Bakabilir misin hayata benim gözlerimden
Sığdırabilir misin otuz iki seneyi beş dakikaya
Çözebilir misin beynimin gizemini
Silebilir misin unutmak istediklerimi
Senin için yanlış olan değer yargılarımı
Değiştirebilir misin anlayacağın şekilde
Bir gülüşün kıymetini bilebilir misin?
Sevgilimin dudaklarındaki
Ruhumda kopan fırtınaları
Canlandırabilir misin hayalinde
Yaşayabilir misin aynı acı ve üzüntülerimi
Delice düşlerimi sorgulayabilir misin içinde
Boşuna anlıyorum deme bana
İç içe yaşadığım bunca seneye rağmen
Kendimi ben bile anlayamadım daha

Anlıyorum Deme Bana, 
Yaşar Kemal


24 Kasım 2013 Pazar

İstediğin Gibi Yaptım; Artık Kalbim Yok!

214. Gün (İstediğin Gibi Yaptım; Artık Kalbim Yok!)

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!
...

Küçük İskender


Renk Kodu: C: 0 M: 100  Y: 52 K: 25


19 Kasım 2013 Salı

Çukur

209. Gün (Çukur)

Beğendiğim şiirlerini paylaşmak istedim sizlerle Sunay Akın’ın…








Çukur

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur


Maki

Bir an önce görülsün 
Diye Akdeniz 
Toroslar'da ağaçlar
Hep çocuk
Kalır


Ayrılık

İki ray (ı) gibiyiz
Bir tren yolunun
Yakın olması
Neyi değiştirir 
Son istasyonun


Pencere

Kokusu mahalleye yayılsın
Diye yaptığı yemeklerin
Akşamüstleri
Açık tutar penceresini
Yeni gelin


Dişi Kuş

Kuru bir ot
Gibi yaşıyorum
Gözlerden uzak
Patika bir yolun
Kıyısında
Tek suçum 
Sap olmamak
Baltanın
Kanlı oyunlarına

Ama yine de 
Umut dolu kalbim
Belki bir dişi kuş 
Taşır beni diye
Daldaki yuvasına

Sunay Akın

Renk Kodu: C: 55 M: 44  Y: 0 K: 13

15 Kasım 2013 Cuma

Aşk Şiiri

205. Gün (Aşk Şiiri)

sen aşk şiiri yazamazsın
hasan hüseyin
çünkü aşk
şiirden önce gelir sende
oysa şiir
önünde gitmelidir
her şeyin



sen aşk şiiri yazamazsın
hasan hüseyin
çünkü aşk
kavganın içindedir
çünkü sen
içindesin kavganın
elmayı kokusundan
güvercini biçiminden soyutlamaktır
yaşamak denilen kavgayı
aşksız düşünmek

sen aşk şiiri yazamazsın
hasan hüseyin
çünkü sen
gagasından tutup kuşu
öt kuşum
öt kuşum
demiyorsun
çünkü sen
yedirip çiçekleri ineğe
koklayıp gerisini ineğin
kok çiçeğim
kok çiçeğim
demiyorsun

öpüşmek başka şeydir
yiğidim
öpüşmeyi düşünmek başka
sevişmek başka şeydir
güzelim
sevişmeyi düşünmek başka
sende yaprak
-iki gözüm-
sende dal
sende yıldız
-yürek sızım-
sende su
sende bu dört boyutlu kaçma tutkusu
atlıkarıncadan geceleyin
bakmaktır lunaparka

sen aşk şiiri yazamazsın
hasan hüseyin
çünkü sen
ilkyaz yağmurlarında çırılçıplak
dolaşır gibi sıcak morlarda
yaşarsın aşkı iliklerinde
çünkü sen
iki düşman ucun bileşkesisin
acısının kavuşmanın
ayrılmanın sevincisin

sen aşk şiiri yazamazsın
hasan hüseyin

çünkü aşkın kendisidir
senin şiirin
oysa şiir
oysa aşk
oysa sen
sen
sen aşk şiiri yazamazsın
hasan hüseyin


Hasan Hüseyin Korkmazgil

Renk Kodu: C: 34 M: 11  Y: 83 K: 0


14 Kasım 2013 Perşembe

Bir Gececik

204. Gün (Bir Gececik)

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik dostların gönlü olsun,
ne olur sabahı et bir gececik. 





Bir gececik gözlerimiz seninle aydın olsun,
kör olsun şeytan bir gececik.
Dünyayı güzel kokular sarsın bütün.
Karanlıklardan ışıklar aksın ovalara.
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.

Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrılık kapısını çalma bir gececik.
Bir gececik ata bin, meydana gel.
Gönüller bir gececik rahat olsun,
göğüsler meydana dönsün bir gececik.

Yeniler giyinelim biz kulların.
Musa gibi sen bir sopa al eline.
Sopa bir anda elinde yılan olsun.
Süleyman gibi sen karıncaların yanına var.
Karıncalar bir anda birer Süleyman olsun
Ne olur, bir gececik kapısını çalma ayrılığın.

Mevlana


Renk Kodu: C: 20 M: 29  Y: 85 K: 0


11 Kasım 2013 Pazartesi

Kamyonlar Kavun Taşır.

201. Gün (Kamyonlar Kavun Taşır)

Hem bu şiiri hem de Yaşar Kurt’un bu şarkısını çok severim. Paylaşmak istedim…






 İSTANBUL

Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.

Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi
Unutmak, unutmak, unutmak.

Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.


Cahit Külebi

Şarkıyı dinlemelisiniz.


Renk Kodu: C: 0 M: 86  Y: 83 K: 0



9 Kasım 2013 Cumartesi

Paranoya

199. Gün (Paranoya)

Bir öğrencimin şiirini paylaşacağım sizlerle dostlar. Kelimelerin derinliklerinde yatan anlamları anladığınızda derin bir nefes çekiyorsunuz… Ben çok ama çok beğendim. Fazla söz söylemeyeyim. Kendiniz tanışın kelimeleriyle… Beğeneceğinizi umuyorum…




Paranoya                                                                                                                                              

Sessizlik!
Dinle bak,
Aslında bakmadan dinlesen daha iyi olur
Alışkanlıklarından vazgeçmeni istemem.
Sanki bugün bir şeyler olacak gibi
Güneş yükseliyor
Zaman geçiyor
Geçiyor da bir hayli isteksiz gibi
Fısıldasam kulağına inanmazsın
Bir kez bile kurmadım istediklerimin hayalini
Çünkü biliyorum,
Hiç birinin gelişi kurtarmayacak verdiğim değeri
Senin gibi.
Hay aksi
Görmüyor musun?
Kendi silahıyla vurulmuş işte,
Bir kirpinin ağzına tıkılmış dikenleri.
Bir gülün kırmızısı acıtıyor ellerimi…
Yeter! Gitme vakti
Yatay geçiş yapacağım yürekler arasında.
Bir su gibi akıp gidecek masumiyetim cesaretimle
Cesaretimse aklımın direnişiyle.
Sessizlik dedim!
İşte vakit geliyor,
Gökyüzüne açıp ellerimi dönüyorum alabildiğine.
Alternatif özgürlük diyorum bu eyleme
Özgürlük diyorum kısıtlanıyor mu alternatifle?
Kızıyorum artık.
Korkak yetiştiriyor insanlar kendini!
Ben kendimi ayrı tutacağım.
İlk beşin ağırlığıyla çömelen hislerime karşılık
Yakalanan bakışlarımla kaybettiğim bahislerim var
Yine de korkmuyorum.
Korkmasam ne olacak sanmıştım ki?
Ahhhhh
Çığlığı basıyorlar adınla
Neredeyse duyamıyorum
Böyle az geliyorsun kulağa
Böyle az geliyorsun bana
Hatta gelmiyorsun yenilip korkuna
Sensiz kalıyor havadislerim.
Uzat desem uzanmıyor ellerin
Sen de farklı değilsin.
Susma artık önemi yok.
Gerisi hep aynı çünkü
Bundan işte benim aradığımı bulamayışım
Bundan işte korkarak versem de elimi, kolumu hiç kaptırmayışım.

DAMLA TAŞKIN

Sayfasını ziyaret edebilirsiniz.



Renk Kodu: C: 69 M: 29  Y: 0 K: 0


7 Kasım 2013 Perşembe

Gitme İstemem

197. Gün (Gitme İstemem)

Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun ey canımın canı.
Ey, dostlarının canına can katan,
Gül bahçesine böyle bensiz gitme istemem. 





İstemem, ey gökkubbe, bensiz dönme
İstemem, ey ay, bensiz doğma.
İstemem, ey yeryüzü, bensiz durma
Bensiz geçme, ey zaman, istemem.

Sen benimle beraberken
Hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.
İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen,
O dünyaya bensiz gitme, istemem. 
İstemem, ey dizgin, bensiz at sürme.
İstemem, ey dil, bensiz okuma.
İstemem, ey göz, bensiz görme.
Bensiz uçup gitme, ey ruh, istemem.

Senin aydınlığındır aya ışığını veren geceleyin.
Ben bir geceyim, sen bir aysın madem,
Gökyüzünde bensiz gitme, istemem.

Gül sayesinde yanmaktan kurtulan dikene bak bir.
Sen gülsün, bense senin dikeninim madem,
Gül bahçesine bensiz gitme, istemem.

Senin gözün bende iken
Ben senin çevganın önündeyimdir.
Ne olur, öylece bak dur bana,
Bırakıp gitme beni, istemem.

O güzelle berabersen, sen ey neşe,
İstemem, sakın içme bensiz.
Hünkarın damına çıkarsan, ey bekçi,
Sakın bensiz çıkma, istemem

Bir şey yoksa bu yolda senden,
Bitik bu yola düş enlerin hali.
Ben senin izindeyim, ey izi görünmez dost,
Bensiz gitme, istemem.

Ne yazık bu yola bilmeden, rasgele girene!
Sen ey, gideceğim yolu bilen,
Sen ey yolumun ışığı, sen ey benim değneğim,
Bensiz gitme, istemem.

Onlar sadece aşk diyorlar sana,
Oysa aşk sultanı mısın sen benim.
Ey, hiç kimsenin düşüne sığmayan dost,
Bensiz gitme, istemem.

Mevlana


Renk Kodu: C: 100 M: 65  Y: 18 K: 42




5 Kasım 2013 Salı

Ceviz Ağacı

195. Gün (Ceviz Ağacı)

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, 
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda, 
Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz. 
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. 

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. 
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. 
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril, 
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil. 
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var. 
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a. 
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım. 
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u. 
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım. 

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda. 
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.


Nazım Hikmet Ran

Bir de Cem Karaca'dan dinleyelim.

Renk Kodu: C: 51 M: 77  Y: 100 K: 0



2 Kasım 2013 Cumartesi

Dalyan

192. Gün (Dalyan)

Dalyan deltası...
Kafam biraz karışıktır oldum olası
Denize doğru yüzlerce yol var
Ama hangisi doğru, hangisi çıkmaz?
Aman, sen bir yana 
Ben bir yana
Ayrı düşmüşüz yan yana
Karşımız deniz;
Yardım et yoksa gidemeyiz
Kıyıda bir saz gibi yalnızlık olmaz
Dalyan deltası
Yaşamın ta kendisi
Düğümdür dokusu
Öyle kolay çözülmez
Aman, sen bir yana 
Ben bir yana
Ayrı düşmüşüz yan yana

Bülent Ortaçgil


Renk Kodu: C: 47 M: 22  Y: 83 K: 0








28 Ekim 2013 Pazartesi

Bildiğim Bir Şarkı Var

187. Gün (Bildiğim Bir Şarkı Var)

Merhametsiz karanlık içindeyim
Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum
Mavi denizlere mor dağlara karşı
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
Bütün şarkılar gibi kederli
Sokaklar, caddeler, evler bomboş
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
Akıtır taşa, toprağa kanımı
Dünya seninle aydınlık ve güzeldi
Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Yanmaz elinin değmediği ışıklar
Gel, o şarkıyı beraber söyleyelim
Tut ellerimden beni aydınlığı çıkar
Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar
Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum
Mavi denizlere, mor dağlara karşı
Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

Ümit Yaşar Oğuzcan


Renk Kodu: C: 0 M: 25  Y: 0 K: 41

26 Ekim 2013 Cumartesi

Acının Coğrafyası

185. Gün (Acının Coğrafyası)

kente kapandık kaldık tutanaklarla belli
sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden
yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar
ve her köşe bir tuzaktır
birer darağacıdır her meydan saati
öğle vaktini kesinlikle gösteren
oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır

çığlığım uzun uzun kalır içimde
yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde
rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde
ve gece duruşmasından yeni çıkmışken
sabahın terazisi eksik tartar gölgemi

artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır
tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde
örneğin çukurova ve mekong köylerinde
acıdır ağacın gölgesini yapan
bunu herkes bilir

kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz
yatıyoruz seninle terli döşeklerde
saati seninle kuruyoruz bir çalar saati
sen donatıyorsun kalbimizi
kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek
kendi çoğunluğunu kendi üreterek

kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat
mutsuzluk acıya varana kadar
artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi
öyle bir gölge ki belki çok dardır
kısa vakitlerinde aceleci akşamın

artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
acıya hep yer vardır aramızda
dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi
bozuk paraları da umutsuzluğu da
aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum
güneşin yedi renk ayasını

biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
ya da üst üste silah atsan
kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
belki değil mutlaka
ama
bir tanesi mutlaka kalır.

Turgut Uyar


Renk Kodu: C: 45 M: 0  Y: 87 K: 0

TURGUT UYAR

24 Ekim 2013 Perşembe

Etme

183. Gün (Etme)

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. 



Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme. 
Ey ay, felek harap olmuş, altüst olmuş senin için...
Bizi öyle harap, öyle altüst ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

Ey, cennetin cehennemin elinde olduğu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Mevlana

Birde Yılmaz Erdoğan'dan "Etme" şiirini dinleyin...
http://www.youtube.com/watch?v=mKpsy3fB-l0

Renk Kodu: C: 30 M: 25  Y: 100 K: 6


23 Ekim 2013 Çarşamba

Derin Düşünceler

182. Gün (Derin Düşünceler)








Diyorlar ki dost acı söyler?                           
Acıyı söyleyene Dost denilmez ki!                                                                                                
Seni sevmeyen acı söyler.                                                         
Dostun sana söyleyeceği acı dahi olsa senin canını acıtmayacak şekilde tatlı dille söyler.

Şems-i Tebrizi

Benim acıyı tatlı dille söyleyen dostlarım var. Bir cümle kuruyorlar kalbimin en derinine işliyorlar. Bugün çok yazasım yok. Neden mi? Ben bunun üstüne bir cümle dahi koyamam ki… Hoş görün beni dostlar. Derin düşüncelere dalma vaktidir gönlümde.


Renk Kodu: C: 0 M: 62  Y: 30 K: 0

14 Ekim 2013 Pazartesi

Sevmekle Öderim Sana Sonsuz Borcumu

173. Gün (Sevmekle Öderim Sana Sonsuz Borcumu)

Okuduğum her şiirini seviyorum onun… Çok ama çok ince bir anlatıma sahip…





Rabindranaht Tagore
Çağlayanlarıyla
uzak denizlere nasıl dokunuyorsa dağlar
ben de öyle şarkımla dokunuyorum Tanrıya Kelebekler ayları değil, anları sayar
tükenmez zaman okyanusunda
Bırak güneş ışığı gibi sevgim sarsın seni
ama gene de esirgeme benden aydın özgürlüğü
Konuşulurken de gizli kalır sevgi
çünkü ancak seven bilir sevdiğini
Toprağın tutsaklığından kurtulmak asla
özgürlük olamaz ağaca
Sevmekle öderim sana sonsuz borcumu
bilerek ve anlayarak ne olduğunu 

Rabindranaht Tagore


Renk Kodu: C:0 M: 50  Y: 100 K: 50

13 Ekim 2013 Pazar

Bu Sözcükleri Kanımla Yarattım

172. Gün (Bu Sözcükleri Kanımla Yarattım)

Bu sözcükleri kanımla yarattım,
Evet, acılarımla yarattım bu sözcükleri!
Anlıyorum sizi dostlar, her şeyi anlıyorum.
Benim olmayan sözcükler girdi araya,
Anlıyorum sizi dostlar!
Havalanmak istiyormuşum gibi
Kuşların kanatları, bütün kanatlar
İmdadıma yetişti,
İşte benim olmayan bu sözcükler
Ruhumun bu karanlık esrikliğini kurtarmaya geldi.
Şafak,
Sıkıntı düğümlerini boğazımda hiç                
Pablo Neruda
Bu kadar sıkmadı sanki.
Yine de
Kanımla yarattım, evet, acılarımla
Bu sözcükleri. Yarattım onları!
Neşe için sözcükler yarattım
Alev alev bir taçken yüreğim;
Çivileyen acının sözcüklerini,
Sizi kemiren içgüdüleri,
Tehdit eden atılımları,
Sonsuz istekleri,
Açı kaygıları,
Ak şemsiye çiçekleriyle dolu kırmızı bir toprak gibi
Çiçeklenen ömrümü örten aşk sözcüklerini.
İçimden taşıyorlardı. Hep taşmışlardır.
Çocuk, acım çığlıktır
Ve sevincimdir sessizliğim.
Daha sonra unuttular gözler
Herkesin yüreğinin rüzgârıyla
Süpürülen gözyaşlarını.
Şimdi söyleyin bana dostlar
Nereye saklandığını
Hıçkırıkların bu buruk öfkesinin.
Dostlar, nereye saklandığını sessizliğin,
Hiçbir kulak, hiçbir bakış
Kendisini suçüstü yakalamasın diye.
Sözcükler geldi ve bir şafak gibi
Bastırılamaz yüreğim parçalandı onlar arasında,
Asılarak uçuşlarına,
Sürüklenip, çekilip kahramanca kaçışlarında,
Terkedilmiş ve çılgın ve onlar altında unutulmuş yüreğim
Ölü bir kuş gibi, kanatlarının gölgesinde.

Pablo Neruda

Renk Kodu: C:46 M: 100  Y: 98 K: 71