Kızılderili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kızılderili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2013 Pazartesi

Bir Kızılderili Hikayesi

194. Gün (Bir Kızılderili Hikayesi)

Bir gün NewYork' a bir grup is arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan biri, Kızılderilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına çırçır böceği sesinin geldiğini söyleyerek çırçır böceği aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder. Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir çırçır böceği bulurlar.

Arkadaşı, Kızılderiliye: "Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?" diye sorar. Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler. Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder. Kızılderili, arkadaşına dönerek:

"Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin." der.



Renk Kodu: C: 61 M: 50  Y: 10 K: 66


26 Nisan 2013 Cuma

Dünden Farklıyım

2.     Gün (Dünden Farklıyım)

Her güne aynı duygularla uyansaydık ne olurdu acaba? Bazı insanlar hep mutlu olmak istiyor. En ufak bir mutsuzluğu bile dehşet bir korkuyla karşılıyorlar ama bence asıl dehşete düşmeleri gereken noktanın hep mutlu olmak istiyor olmalarından geçtiğini anlamıyorlar. 



Bu kadar korkutucu bir istekle yaşamanın sonuçları da elbette çok ağır olur diye düşünüyorum. Bu arada mutluluk kavramının sınırlarını keskin çizgilerle belirleyen toplumsal istekleri düşününce ürküyorum. Bunu al mutlu ol, bunu ye mutlu ol, bunu giy mutlu ol, buraya git mutlu ol vb... Ve bunları yapmaya çalışan onlarca insan.… Neyse zevkler ve renkler tartışılmaz diyerek bu tehlikeli sulardan çıkayım.


Bir yıllık bu yazı yolculuğumu düşünüyorum da... Bir yanımın heyecanlanırken bir yanımın da biraz endişelendiğini hissettim. Her gün yazmak ağır gelir mi? Sonra da şu düşüncede noktayı koydum. Nasıl konuşmak istemediğimde susuyorsam yazmak istemediğimde de yazmama hakkımı kullanabilirim:)  

Kızılderililere ait bir rahatlama yöntemini yazayım. İnsanın vücudunda biriken sinirin çıktığı iki yer vardır. Biri el diğeri ise ağızdır. (Düşünün sinirlenince elimizi kaldırmamız, ağzımızdan kötü söz çıkması ve dişlerimizi sıkmamız bunun çok açık kanıtlarıdır. Tesbih çekmenin, örgü örmenin, el sanatı ile uğraşmanın insanın sinirlerini yatıştırması da buna bağlı demek ki.)

Neyse Kızılderililer parmaklarını ellerinde tuttukları küçük bir taşa sürerlermiş. Ve yıllarca bu amaçla kullanılan o taşta çukurlaşma olurmuş. Düşünsenize çukurun derinliği ruhunuzdaki sıkıntıyla doğru orantılı. Demek ki bu amaçla kullanılan bir taş edinsem iyi olacak. Bu sayede ruhumdaki sıkıntının boyutunu da öğrenmiş olurum.

Bugün Cuma olduğu ve ruhen kendimi tamamen hafta sonuna hazırladığım için algım da düşük. Bu hafta sonu denize girmeyi planlıyorum. Hayatımda ilk defa bu tarihte denize gireceğim. Geç ısınıp geç soğuyan deniz acaba kış boyunca ne kadar soğudu?  Bir coğrafyacı olarak bunu merak ediyorum. Deniz suyu sıcaklığı hakkında bilgi veririm.

RENK KODU: C: 50 M: 92 Y: 11 K: 21