Nazan Bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazan Bekiroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2014 Salı

Seni Sevdiysem


361. Gün (Seni Sevdiysem)

Yine Nazan Bekiroğlu yine benim yanan kalbim. 

Seni sevdiysem;
Bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara cesetlerinin biçilmediği o mecliste
Senin yanında yer almış olduğumu hatıramda taşıyor olduğumdandır bu.
Bunca kolay terk ediyorsam varlığımı senin varlığına
O şimşek parıltısı ânın anısını gözbebeklerimde sakladığımdandır.
Bu kadar tanıdık buluyorsam kalbimi kalbine
Bu kadar tanıdık ses veriyorsa kalbim kalbine
O ezeli uğultuyu hâlâ kulaklarımda taşıdığımdandır.
Seni bu kez hatırladıysam o kez unuttuğumdandır.

*****************************

Bir gün girdi araya. Bir gece girdi. Tatsız tuzsuz yemekler, büyüsü kaçmış bir fincan kahve, uyanış anından korkulan huzursuz bir uyku girdi. Karanlık geldi, kalbimin üzerine oturdu.
Karanlıktan çok korktum. Korku indi kalbimin üzerine, kalbimin içine oturdu. En çok da onda gördüğümün, benim onda görme kabiliyetim kadar olduğunu fark ettiğimde korktum.
Ölüm başlamıştı ya, yorumlanması için gerekli işaretleri tersine çevrilmiş bir rüyada ya da kırk yıllık aşina vazoda solmuş bir çiçek gibi gözden mi düştüm, bunu bilebilseydim.
O ki asıl acı olan, hiç gözde oldum mu, bunu bile bilmedim.

Nazan Bekiroğlu

Renk Kodu: C: 48 M: 0 Y: 100 K: 0

15 Nisan 2014 Salı

Bakışı Bakışa Ekleyerek Baktım Ona

354. Gün (Bakışı Bakışa Ekleyerek Baktım Ona)

Ben bu cümlelerle ne yapacağım. Yüreğime dokunan sonra da kalbimin en derinine ruhuma işleyen bu cümlelerle… Nazan Bekiroğlu yine bir ateşin içine saldı beni…




Bileğimdeki yaşam bağı kopmak üzere... Saçlarımın arası kum sızısı, ağzım dilim, gözüm kulağım kum dolu. Yeni yeni anladım bir ırmakta akıyorum zannederken çöl olduğumu. Doğruymuş dara düşenin kendisini çöllere vurduğu ve çölün, ismine açılan yepyeni bir defterde durduğu.

*****************
Bakışı bakışa ekleyek bakmayın buyrulmuştu, bakışı bakışa ekleyerek baktım ona. Yüzü küçülen ay gibi gölgeli bir aydınlıktı. Oysa adımla adı arasına haram sözcüğünün harfleri düşecek olana bakmamıştım hiç. Bir günah gibi düştü düşünceme, bahtıma.

*****************
Kendi içimden başka bakacak bir yerim kalmayınca fark ettim insan kalbinin ne kadar çok duygusu olduğunu. Neydi benim arkadan gelen günler içinde hissettiğim? Hepsi katran renkli ve bitici olmayan bir dizi acıya mevzilenmiş bir aşkın hikayesi mi? Öfke mi? Yanılgının acısı mı? Hayal kırıklığı mı? Hayatın kırgınlığı mı? Nefret mi, kin mi? Kurtulmak istediğim halde bir türlü kurtulamadığım bir aşkın acizliği mi? Hak etmediğime inandığım halde, maruz kaldığım netice mi? Nedenini nasılını anlayamadığım bir hali ifade edememenin bunaltısı mı? Bir daha ömür boyu karşılaşmayacağımı bildiğim çok güzel bir şeyi yitiriyor olma telaşı mı? Onun benim yitmeme ve ölmeme dur bile demeyişine duyduğum hayret mi? Ten mi? Yürek mi?

*****************
Bambaşka birinin kaderine bağlandığını o anda anladı. O düşünmeden biri düşünmüş ve karar vermişti sanki kendi yerine çünkü insan sadece kendisinin değil başkalarının da kaderinden sorumluydu. Hatta bazen insanın kaderi başkalarının kaderi üzerinden yazılıyordu..

Nazan Bekiroğlu
Renk Kodu: C: 100 M: 0 Y: 100 K: 0

7 Nisan 2014 Pazartesi

Sen Öyle Çağırmasan, Ben Böyle Gelmezdim…

346. Gün (Sen Öyle Çağırmasan, Ben Böyle Gelmezdim…)

Nazan Bekiroğlu okuyorum ruhumun dehlizlerinde gizli kalan tüm duygular su yüzüne çıkıyor. Okuduğum kelimeler karşısında dilim tutuluyor. İçim parçalanıyor sanki… Tüm kitaplarını okuma kararı aldım. Sıraya koydum ve inanın bana dostlar nasıl heyecanlanıyorum bir bilseniz.



Nar ağacı kitabının kapağında yer alan şu söz beni benden aldı götürdü.  
“Sen öyle çağırmasan, ben böyle gelmezdim…”
En kısa zamanda okuyacağım bu kitabı. Kitaptan bir alıntı yapmak istedim size. Bakarsınız sizin de kalbiniz çarpar ve okumak istersiniz.Formun ÜstüKal

“Aşk değildi ona karşı hissettiği ama dostluk da değildi. Hayır, hem aşk hem dostluk sınıfına da dâhil değildi bu duygu. Onun hissettiği, ikisinin arasında, ne aşk ne de dostluk olan bir şey, adı olmayan üçüncü bir duyguydu. Aşk kadar yıpratıcı, bencil, kaprisli ve kıskanç olmayan ama dostluk kadar da sakin akmayan, gerilimli bir ilgi... Herkes kendi hayatında ama yekdiğerinin hayatına da dâhil... Görünmez bir anlaşma imzalanmıştı aralarında.

Bedenin günahını ruhun günahından daha üste koyma.”

Nar Ağacı / Nazan Bekiroğlu

Renk Kodu: C: 75 M: 28 Y: 0 K: 0



16 Mart 2014 Pazar

La - Sonsuzluk Hecesi

325. Gün (La - Sonsuzluk Hecesi)
Uzun zamandır okuduğum en güzel kitap diyebilirim. Edebi dili beni mest etti. O kadar anlamlı o kadar etkileyici ki mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Bizim çok ama çok basit kelimelerle anlattığımız tanımlamaları son derece çarpıcı kelimeler kullanarak ifade ediyor yazar. Konu hepimizin bildiği Âdem ile Havva’nın hikâyesi…

Kitaptan bazı beğendiğim bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Formun Üstü
Formun Altı

Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 60 M: 0 Y: 65 K: 0