20 Ağustos 2013 Salı

Hangisiyim Ben?

118. Gün (Hangisiyim Ben?)


Başka dillendirir yüreğindekileri Mevlana. Bizim içimizden geçen ama nasıl ifade edebileceğimizi bilmediğimiz duygulara tercüman olur. Öyle bir anlatır ki okurken yerden yere vururuz yüreğimizi… Ben defalarca okuduğumu bilirim aynı satırları… Kana kana, ruhuma içire içire... Bunca şiiri okumasaydım nasıl bir hayatım olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Bana kattıklarını düşününce de diyorum ki "İyi ki bunca cümleye içimde yer bulmuşum." Bu arada dostlar hoşgörün beni hep güzel cümleler okumak istiyor ruhum… Okudukça da paylaşmadan edemiyorum. İnşallah sizin de hoşunuza gidiyordur. 

İş hayatı başladı. Sabah erken kalkmalar başladı. Eve iş getirmeler başladı. İş hayatımı seviyorum çünkü beni ve özellikle de düşüncelerimi düzene sokuyor. Bu düzende beni mutlu ediyor. İşkolik miyim derseniz? Olabilir. Tabi iş coğrafya anlatmak olunca o bambaşka bir duygu. Neyse sizi daha fazla sıkmayayım. Ruhunuza hitap eden bu muazzam cümlelerle sizi baş başa bırakayım…

Şu insanlardan hangisi ben'im? 

Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle, 
ağzıma, sözüme kulak asma. 
Hem sen beni elden çıktı bil. 
Yoluma kadeh madeh koyayım da deme. 
Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim. 

Hem ben tıpatıp sana benzerim. 
Ağlarsan ağlarım, 
gülersen gülerim. 
Asıl sen vardın ortada, 
ben senin elinde bir ayna. 
Sen yeşillikte bir ağaç, 
ben senin gölgen… 

Ben senin gölgen olduktan sonra 
hemen gider kendime bir dost ararım 
kurmak için yanında çadırımı, 
ararım bir taze gülfidanı. 

Sonra sâkinin kapısına varır, 
vurur testimi kırarım. 
Sonra oturur bardak bardak içerim
ciğerimden akan kanı

Mevlana

Renk Kodu: C: 41 M: 0 Y: 0 K: 0




19 Ağustos 2013 Pazartesi

İyi Ki Geçiyorsun Zaman

117. Gün (İyi Ki Geçiyorsun Zaman)

 

Bazen kendinizi yazmak zorunda hissedersiniz. Kelimeler düğümlenir boğazınıza, canınızı yakar içinizde tutmak o kadar ağır gelir ki savurmak zorunda kalırsınız. Kendinizi en iyi anlatan kelimeleri bulup çıkarırsınız yerlerinden. Bir cümle kurarsınız bin cümleye bedel olur. Deryalar sığar içine, dalgalar savrulur durur rüzgârda… Sonra kara bir yel kopar karanlığın derinliğinden bütün her şeyi kasıp kavurur. Hepiniz bilirsiniz bu ruh hallerini… Ben de bu aralar bu hallerdeyim. Kocaman kara bir yelin içinde debelenip duruyorum. Ruhumun derinliğindeki deryadan doğan dalgalar yüreğimin bir o bir bu sahiline vurup vurup acıtıyor. Zamanın geçmesini bekliyorum. Mevlana’nın bir sözü geliyor hemen o zaman aklıma “İyi ki geçiyorsun zaman. Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın.” Cidden düşünün ya geçmeseydi zaman ya donup kalsaydı acı ruhumuzu kanatırken… Nasıl dayanırdık? En sevdiğim an zamanın geçmesiyle acının dinmesini hissettiğim andır. İnsanın sakinliğe teslim olduğu zamanı beklemekten başka yol kalmıyor demek ki bazen… Bugün yine bir şiir okudum bin cümle doldu içime… Yine şairin içindekileri kanatırcasına satırlarına kazıyan cümlelerine teslim oldum. Okurken nerelere gittim Allah bilir. Acaba sizi de bir yerlere götürür mü diye paylaşmak istedim sizlerle…




Kırılgan bir çocuğum ben 
Yüreğim cam kırığı 
Bütün duygulardan önce 
Öğrendim ayrılığı 
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen 

gözükara cesaretimden...

Murathan Mungan


Renk Kodu: C: 0 M: 35 Y: 16 K: 0


18 Ağustos 2013 Pazar

Mangala: Türk Zekâ ve Strateji Oyunu

116. Gün (Mangala: Türk Zekâ ve Strateji Oyunu)


Tarihi araştırmalar Mangala Oyunu' nun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Dünyada "Coffee House" kültürünün temelleri 1554 yılında İstanbul'da atılmış; İstanbul'dan sonra günümüz Avrupa'sında kahve kültürünün izleri 1650 yılından itibaren, bizden 96 yıl sonra görülmeye başlanmıştır. Günümüze, bu güçlü temellerin atıldığı dönemin kahve kültürünü yansıtan sadece iki adet görsel kaynak miras kalmıştır. İki kaynak da İstanbul'da resmedilmiştir. Mangala oyunu, iki görsel kaynakta da bulunan oyunlardan birisidir. Mangala Oyunu, tarih boyunca kumar amaçlı olarak oynanmamıştır. Ülkemize gelen yabancı seyyahlar, Türklerin bu oyunu saatlerce hiç tartışmadan zevkle oynadıklarını ve asla parayla oynamadıklarını seyahatnamelerinde anlatmışlardır.

Dünyanın farklı ülkelerinde mangala türü oyunlar oynanmaktadır ancak Türk Mangalasını diğer mangala oyunlarından ayıran kimi özellikler vardır. Diğer mangala türlerinde taşlar genelde "tohum" adını almakta, taşları hareket ettirme ise "tohum saçma" olarak ifade edilmektedir. Bu da o kültürlerin ziraatçı bir toplum olduklarını göstermektedir. Oysa Türk Mangala' sında taşlar "asker" olarak görülmektedir. Ayrıca günümüze "hazine" olarak aktardığımız bölüme Türkler "orda" yani "karargâh" demişlerdir; bu da oyunumuzun bir çiftçilik oyunu değil, savaş oyunu olduğunu ortaya koymaktadır.



Türk Mangala' sının bir diğer farkı ise alınan taşların bir tanesinin kendi otağına, yani kuyusuna bırakılmasıdır. Diğer mangala oyunlarında kendi kuyusuna taş bırakma olayı yoktur. Mangala da kendi kuyusuna bir taş bırakma kuralı, Türk sosyal hayatındaki baba
ocağına sahip çıkma geleneğinin bir tezahürüdür. Taş kazanmak için rakibin taşlarını çift yapma kuralı ise Türk inanç ve devlet sistemi tarihindeki ikili anlayışı sembolize etmekte ve Türklerin geleneksel dünya görüşüne uygun düşmektedir. Eski Türklerin göğü baba, yeri ana olarak kabul etmesini; Türk devlet sistemindeki töles-sol ve tardus-sağ ile idare yapıdaki yabgu ve şad sistemi gibi çiftleri bu duruma örnek gösterebiliriz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Mangala Oyununun, Anadolu kültürünün köklü bir başlığı olduğunu, oyunun genç kuşaklara tanıtılmasının, yaygınlaştırılmasının yararlı olacağını, kültürel ve turistik alanlarda Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacağını bildirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Mangala Oyununun okullarımızda oynatılması uygun bulunmuştur. Mangala Oyununun çağdaşı olduğu diğer oyunlardan farkı, dağdaki çobandan, 70 yaşında ki bilgine, İstanbul'da sarayda ki Hanım Sultandan, 5 yaşında ki çocuğa kadar her yaştan ve kültürden insanın oynayabilmesidir.

Araştırmacı Philip Townshend'e göre bir toplumda, insanlarda en çok beğenilen ve örnek alınan niteliklerden şu yedisi Mangala oyunuyla ilgilidir:

1- Kurnazlık
2- Uyanıklık
3- Önceden görme
4- Esneklik
5- Direnme
6- Sağgörü
7- Bellek


Daha ayrıntılı bilgi için kullandığım kaynaktan yararlanabilirsiniz:


Renk Kodu: C: 7 M: 0 Y: 50 K: 0











17 Ağustos 2013 Cumartesi

17 Ağustos 1999 Depremi

115. Gün (17 Ağustos 1999 Depremi)

 

Bugün 17 Ağustos… Onlarca insan bilgisizliğin ve insanoğlunun açgözlülüğünün kurbanı oldu. Tam iki yıl Gölcük’ te depremzedelere yardım amacıyla bölgede çalıştım. Çadır kentte kaldım. Tanık olduğum her sahne bugün olduğum insanın şekillenmesinde mutlak bir yere sahiptir. Bugün cahilliğin karşısında bu kadar güçlü durmaya çalışıyorsam bilin ki bunun sebeplerinden biri de 1999 Depremi’ nde cehaletin nasıl can aldığını canlı canlı görmüş olmamdır. Bu yüzden bugün hiçbir şey yazmak gelmiyor içimden.

Sadece bu videoyu izlemenizi istiyorum. O zaten hissettiklerimi çok net bir şekilde anlatıyor…

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’ nde yaşamını kaybeden on binlerce insanımızın aziz hatırasına saygıyla…

Renk Kodu: C: 0 M: 77 Y: 82 K: 0






16 Ağustos 2013 Cuma

Korkar mıyız ?

114. Gün (Korkar mıyız ?)


Bu şiiri ne zaman okusam her satırını uzun uzun düşünürüm. Can Yücel neredeyse hepimizin hayattan beklentilerini o kadar yalın bir dille anlatır ki her seferinde yeniden yeniden hayran kalırız… Yaşımız ilerledikçe yaşamın ne kadar kısa olduğunu aklımızdan geçirir dururuz. Gençken farkında olmadığımız her duygunun farkına varmaya başlarız. Farkındalık seviyemiz arttıkça sorgulamalarımız da artar. Bir yandan hayatta az zamanımız kaldığını derinden hissederken bir yandan da gerçeklerin en keskin yanları ile yüzleşiriz. Korkar mıyız? Hayır. Sadece gerçekliğin çiğ yüzüne yüz çevirememenin huzursuzluğunu yaşarken onunla nasıl mücadele edeceğimizin de yollarını bulmaya çalışırız. Bir seçim yapmamız gerektiğinde de yaşımızın getirdiklerini göz ardı edemediğimiz için en acımasız olanı seçeriz. İşte bu farkındalığın bizi kucakladığı andır…

Ben;
Benden olgun insan isterim karşımda!
Benden dürüst,
En ufak dalgada, 
Arkasını dönmeyecek kadar olgun.
Arkamı döndüğümde, 
Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir.
Bir o kadar cesaretli olmalı.
Yağmurdan ıslanıp,
fırtınadan kaçmamalı.
Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı.
İşine gelince sevip, 
Zoru görünce bırakmamalı!

CAN YÜCEL
Renk Kodu: C: 59 M: 80 Y: 100 K: 13


15 Ağustos 2013 Perşembe

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

113. Gün (Beyaz Zambaklar Ülkesinde)

 Mutlaka okunması gereken bir kitap: Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Bir ülkenin nasıl yeniden ayağa kalktığını anlatan muhteşem bir eser. Bu kitaptan beğendiğim bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak için hiçbir şey yapmayan sadece şikâyet eden onlarca insanı düşündükçe yaşanılanlara şaşırmadığımı eklemek istiyorum. Beğeneceğinizi ve bana hak vereceğinizi umuyorum. Lütfen kitabı araştırın ve hangi ülkenin birlikte hareket ederek yeniden yapılandırıldığını öğrenin...

“Herkes hayatın ağır şartlarından, ıstıraplarından ve usulsüzlüklerinden şikâyet ediyor; fakat kimse bir şeyler yapmak istemiyor. Hiç kimse hayatı düzenleyip, daha yaşanır hâle getirmek istemiyor. Sanki bizler birer hâkim gibi hayata dışarıdan bir seyirci gibi bakıyoruz. Herkes büyük işler, büyük insanlar, büyük mutluluklar hayal edip, beklenti içinde. Fakat neredeyse hiç kimse kendini veya çevresini geliştirme adına en azından bir milimetre yükseltmek için çaba sarf etmiyor. İnsanlar vergi vermek istemeyen vicdansız mükelleflere benziyorlar.Sizler de canlı lamba gibi olunuz. Hayatın hangi noktasına konulduysanız her biriniz işinizde iyi olun, yanın ve etrafınızı aydınlatın.”

Renk Kodu: C: 17 M: 75 Y: 0 K: 0

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Şems Der Ki

112. Gün (Şems Der Ki)

Şems der ki;

Eğer hala kızıyorsan,
kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.

Eğer hala kırılıyorsan,
gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.

Eğer hala kınıyorsan,
düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir.

Eğer hala karşılıksız sevmiyor ve sevginde ayrım yapıyorsan,
hala akıl ve mantığını kullanıyor, içindeki sevginin boyutlanmasına engel oluyorsun demektir.

Eğer hala " ben " demekten vazgeçmiyorsan,
...dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.

ve eğer hala " şikayet " ediyorsan,
hakikati göremiyorsun demektir!


Renk Kodu: C: 100 M: 0 Y: 54 K: 13


13 Ağustos 2013 Salı

Beraberlik

111. Gün (Beraberlik)


Sonra Almitra tekrar konuştu: 'Peki ya beraberlik? ' 

Ve o cevap verdi:
Siz beraber doğdunuz ve hep öyle kalacaksınız.
Ölümün beyaz kanatları, sizin günlerinizi
dağıttığında da beraber olacaksınız.
Siz Tanrı’nın sessiz belleğinde bile beraber olacaksınız.
Fakat birlikteliğinizde belli boşluklar bırakın.
Ve izin verin, cennetlerin rüzgârları aranızda dans edebilsin...
Birbirinizi sevin; ama sevgi bir bağ olmasın,
Daha ziyade, ruhlarınızın sahilleri arasında
hareket eden bir deniz gibi olsun.
Birbirlerinizin bardaklarını doldurun;
ancak ayni bardaktan içmeyin...
Ekmeklerinizi paylaşın; ama
birbirinizinkini yemeyin...
Beraberce şarkı söyleyin, dans edin, coşun;
fakat birbirinizin yalnızlığına izin verin;
Tıpkı bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı olup,
yine de ayni müzikle titreşmeyi bilmeleri gibi...
Birbirinize kalbinizi verin; ama diğerinin saklaması için değil;
Çünkü yalnızca Hayat’ın eli, sizin kalplerinizi kavrayabilir...
Ve yanyana ayakta durun; ama çok yakın değil,
Çünkü bir mabedin ayakları arasında mesafe olmalıdır;
Ve meşe ağacıyla, selvi ağacı,
birbirinin gölgesi altında büyüyemez.'


HALİL CİBRAN

Renk Kodu: C:0 M: 100 Y: 89 K: 0