160.
Gün (Bir Gün Tek Başına)
Bir roman okursun ruhuna
işler kelime kelime… İçin gider bitmesi yaklaştıkça… En sonunda göz ucunda bir
damla yaş bırakır sana hatıra olarak. Vedat Türkali’nin “Bir Gün Tek Başına”
romanı kelime kelime içime işleyen yegâne romanlardandır. Okumayan kalmamalı
diye düşünüyorum. Kısacık bir alıntı yapmadan geçmemeliyim diye düşündüm.

...
Hayrete düşüyordu. Hakkında ifade veren hiç bir arkadaşına kızamıyordu.
Hiçbir nefret duygusu doğmuyordu içinde. Halbuki o zamana dek konuşmayı bir tür
ihanet olarak değerlendirmiyorlar mıydı? Birisi içeride senin hakkında konuştu
mu, yüzleştirme sırasında yüzüne tüküreceksin, “Hain köpek, utanmaz rezil” diye
haykıracaksın yüzüne denmiyor muydu? Devrimci romanlarda aynen böyle olurdu.
Ancak şu anda arkadaşlarının tehlikeye atığı bir roman kahramanının hayatı
değil, kendi hayatıydı. Bu yüzden affedebiliyordu onları. Biraz küçümsemiyor
değildi; ama çok az. Daha çok acıyordu onlara ve daha çok yakınlık duyuyordu.
Çok zordu direnmek. İşkencenin bu denli pank yaratacağını, bu kadar derin bir
sıkıntı verebileceğini kim yaşamadan tahmin edebilirdi? Hele böyle bir yerde… Çözülmenin
normal, direnmenin çıkıntılık oldu yerde.”
Renk Kodu: C: 0 M: 69 Y: 89 K: 0
Alıntının yapıldığı kaynak: http://epigraflar.blogspot.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Ne güzel kelimeler onlar... Parmaklarınıza sağlık...