28 Şubat 2014 Cuma

Bilge Kral

310. Gün (Bilge Kral)

Çok beğendim bu hikayeyi...


Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider.



Krala sunu  sorar;                                                                
                                                                                

- “Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?”

Kral:                                                                                                                                                           

 - “Elbette” der  “Kaç bacağın var senin?”
Adam soruya şaşırarak

- “2 efendim” der.

Kral;                                                                                                                                                           

- “Pekâlâ, tek bacağının üstünde durabilir misin?”


- “Elbette” diye cevap verir  adam.

Kral;                                                                                                         
- “O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver”.
Adam biraz  düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.
- “Tamam” der. Kral
- “Şimdi  de öteki bacağını kaldır.”
Adam şaşırır;
- “Bu imkânsız kralım” der.

- “Gördün  mü?” der kral “Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan  sonrasında değil.”

Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 65 M:58 Y: 22 K: 13


27 Şubat 2014 Perşembe

Kurşun Kalem

309. Gün (Kurşun Kalem)

Çocuk, büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu: "Bizim başımızdan geçen bir olayımı yazıyorsun? Benimle ilgili bir hikâye olma ihtimali var mı?

Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi :"Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin."

Çocuk kaleme merakla baktı ama özel bir şey göremedi.
"İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç farklı değil ki! "
Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili… Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri kendinde benimseyebilirsen hep dünyayla barışık bir insan olursun."

Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Tanrı'dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir."

İkinci özellik: Zaman, zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar."

Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın, aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir."

Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabın ya da dışarıya yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. Yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın."

Beşinci ve son özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır. Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.”

Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 0 M:43 Y: 100 K: 52

26 Şubat 2014 Çarşamba

Sana En Çok Ben Yakıştım

308. Gün (Sana En Çok Ben Yakıştım)

Kısa cümlelere sığdırdığı onlarca anlamı derin derin çekerim içime. Ruhum yıkanır, kanar ve huzur bulur. Ben olsam belki sayfalarca yazardım bu anlamı verebilmek için derim. Lakin o bir cümleye dünyalar sığdırır. Kim mi dersiniz?  Özdemir Asaf derim.




"Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu…
 Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum."

***********************

''Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.''

***********************

''Ben'' kattım sana biraz, öyle sevdim seni.
Çünkü sen de bensiz; o kadar güzel
değilsin hani...

***********************

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.

***********************

Aldanacaksan sevgilerinde, 
Sâf sevgilerinde. 
İnsanların yalancı gururlarına.. 
Kalacaksan parlak sözlerin etkisinde, Kelimelerinle onlara kapılacaksan, 
Yaşama! 

***********************

Biz seninle daha çok yazışırız
Böyle birbirimizden ayrı
Böyle birbirimizden uzak…

***********************

Ne zaman imkansızı seversen, 
İşte o zaman gerçek seversin. 

***********************

Yanına kadar koştuktan sonra, 
Bir adım daha atamayacaksan eğer; 
Oraya kadar sakın koşma. 
Sana değil, bekleyene yazık olur.


Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 0 M:100 Y: 44 K: 0




25 Şubat 2014 Salı

Sadece “Özlersin”

307. Gün (Sadece “Özlersin”.)

Anlamlı anlamlı olduğu kadarda insana dokunan cümleler buldum size...







"Şu evrene bir bakın. Ne muazzam bir canlı ve tertipli, duyarlı ve faal varlıklar kalabalığı! Ama bir de bu canlı varlıkları biraz yakından inceleyin... Birbirlerine karşı ne kadar düşmanca ve yıkıcılar! Kendi mutlulukları içinde yaşayıp gitmek nasıl da yetmiyor hiçbirine!"
David Hume


"Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta, karada ve denizde, Düşkünlükte ve esenlikte…  Zamanımız apayrı bize göre…
 Yanyana olduk mu; el ele aç kalsak ağlamayız biliyorum."
Turgut Uyar


"Nefeslerle sürüp giden yaşamamız, Bir su kenarına gelir durur; Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır; Yürünmez öyle hep, bazen susulur..."
Can YÜCEL


"Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki."
Özdemir Asaf


Eskiden oturduğun o mahalle var ya orayı özlersin. Çocukluğunu özlersin. Senden gidenleri özlersin. Ölen yakınlarını özlersin. ‘Artık işime yaramaz’ deyip de çöpe attığın ya da birisine verdiğin oyuncaklarını özlersin. Geride bıraktığın insanları özlersin. En kötüsü ne biliyor musun? Özlediklerinin hiçbirisi geri gelmez.
Sadece “Özlersin”...
Sunay Akın

Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 66 M:100 Y: 33 K: 25

24 Şubat 2014 Pazartesi

Hiçliğe Dönüşen Anlar

306. Gün (Hiçliğe Dönüşen Anlar)

Iris Murdoch’un bu alıntısını çok beğendim. Bir hiçliğin peşinde koşarken yaptıklarımız ve sonucunda bir hiçliğe dönüşecek olan yaşamlarımız. Çok ama çok etkilenerek okuduğumu söyleyebilirim.  Yazarı konu alan filmi de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.



"Olaylar yanımızdan bu kalabalıklar gibi akıp geçer ve her birinin çehresi ancak bir an görülür. Çok önemli olan şeyler sonsuza kadar değil, sadece geçici bir süre çok önemlidirler. Bütün uğraşlarla sevgiler, servet ve ün peşinde koşmalar, gerçeği aramalar, hepsi, tıpkı gerçeğin kendisi gibi akıp geçen ve hiçliğe dönüşen anlardan oluşmuştur. Gene de bizler bu hiçlikler dehlizinin içinden, geçmiş ve gelecekteki temelsiz barınaklarımızı yaratan o mucizeli yaşam gücüyle ilerler dururuz. Böylece yaşar gideriz; zamanın sürekli ölümüyle haşır neşir bir ruh, yitik anlamlarla, yeniden yakalanamayan anlarla, anımsanmayan yüzlerle haşır neşir, ta ki en son darbe bütün bu an'larımızı sona erdirinceye ve o ruhu, çıkıp geldiği boşluğa geri gönderinceye değin."

Iris Murdoch - Ağ kitabından alıntıdır.


Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 32 M: 75 Y: 0 K: 0


23 Şubat 2014 Pazar

Yar Benimdir Kime Ne

305. Gün (Yar Benimdir Kime Ne )

Bu nasıl bir sahipleniştir dostlar. Sevene sevdiği her şeyiyle güzel gelirmiş ya… İyisiyle kötüsüyle sevmedik mi? Ne güzel anlatmış Kul Nesimi…






Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne 
Kah girerim öz bağıma gül dererim kime ne 
Kah giderim medreseye ders okurum Hak için 
Kah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne 

Sofular haram demişler bu aşkın şarabına 
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne 
Ben melâmet hırkasını kendim giydim eğnime 
Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne 

Sofular secde ederler mescidin mihrabına 
Yâr eşiği secdegâhım yüz sürerim kime ne 
Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf-be-Kaf 
Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne 

Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah 
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne 

Nesimi'ye sordular ki yarin ile hoş musun 
Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne 


Kul Nesimi

Formun Üstü
Formun Altı

Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 75 M: 0 Y: 58 K: 0


22 Şubat 2014 Cumartesi

Er Geç Beni Affedeceksin

304. Gün (Er Geç Beni Affedeceksin)

Er geç beni affedeceksin. Bir şey beklemeden, bir şey istemeden affedeceksin. Sevgin seni oraya götürecek. Düşe kalka ilerleyeceğin yollarda, taşlar kanatacak ayaklarını. Issız, karanlık ormanlardan geçeceksin yapayalnız. Sonra bir bataklık başlayacak gözün alabildiğine. Omuzlarına kadar yapışkan çamurlara saplanacaksın. Durmadan yağmur yağacak üstüne, iliklerine kadar ıslanacaksın, üşüyeceksin. Ahtapot elleri gibi uzun, pis sarmaşıklar dolanacak ayak bileklerine. Dört yanında kara bataklık kuşları dönecek çığlık çığlığa. Geçmiş zamanı düşüneceksin. O bir daha yaşanılmaz günleri, geceleri düşüneceksin. Bataklığın son bulduğu yerde zift gibi koyu bir gece başlayacak geçmiş gecelere benzeyen. Yürüyeceksin, ağır ağır ilerleyeceksin zamanın ve gecenin ortasında. Keskin bir rüzgâr çıkacak, merhametsiz kırbaçlar gibi parçalayacak yüzünü. 

Sonra bir dağ yamacına varacaksın, bitkin ve perişan. Uzaklarda cılız bir ışık göreceksin. Sen yaklaştıkça büyüyecek, sıcak kollarıyla saracak seni; fakat sen o ışığın olduğu yere hiç bir zaman varamayacaksın ve bu gerçeği anladığın anda yıkılacaksın, korku ve ümitsizlik saracak yüreğini, ağlayacaksın. 

İşte o zaman beni düşüneceksin, çektiklerimi, senin için katlandığım şeyleri düşüneceksin. Bulutlar dağılacak. Seni nasıl sevdiğimi, nasıl yüceleştirdiğimi, nasıl erişilmez ışık haline getirdiğimi birer birer anlayacaksın. 

Onun için beni affet demeyeceğim sana. Er geç anlayacak ve affedeceksin. Bunu biliyorum. Karşılaşmamız kaderdi belki ama çektiğimiz çiledir, bizi birbirimize yaklaştıran, o korkunç ümitsizlik, büyük çaresizliklerdir. 

Acılarımızı yitirmeyelim…

Ümit Yaşar Oğuzcan
Sahibini Arayan Mektuplar  -13-


Formun ÜstüFormun AltıFormun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 11 M: 0 Y: 27 K: 38

21 Şubat 2014 Cuma

Bazıları İçin Sen Bir Dünyasın

303. Gün (Bazıları İçin Sen Bir Dünyasın)

Yaşamak ciddi iş... Her ne kadar çevremize baktığımızda bunu algılayan insanlar göremesek de düşünen beyinler bunun ciddi bir iş olduğunu anlamışlardır. Galiba bu yüzden daha insanca yaşamanın yollarını anlamaya çalışmışlar. Bizlere de bunun yollarını göstermek için kitaplar yazmışlardır. İşte onlardan biri… Hayran hayran kelimelerine vurulduğumuz bir başka yazar. Okurken kendimizi bulduğumuz, satır aralarında yazanları özümsediğimiz zaman hayata dair ciddi ipuçları bulduğumuz yazar. Ben çok beğendim sizin de beğeneceğinizi tahmin ettiğim için paylaşıyorum. Okumadan ölmemek gerek…


1. Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.

2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.

3. Sen istediğinde sana âşık olmaması, sana âşık olmadığı anlamına gelmez.

4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.

5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.

6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman âşık olacağını bilemezsin.

7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.

8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.

9. Belki de tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.

10. "Bitti" diye üzülme, "Yaşandı" diye sevin.

11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.

12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.

13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.

Gabriel Garcia Marquez

Formun Üstü
Formun Altı

Formun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 0 M: 28 Y: 100 K: 25



20 Şubat 2014 Perşembe

Sevmekten Ne Zaman Vazgeçtim?

302. Gün (Sevmekten Ne Zaman Vazgeçtim?)

Ressam Frida Kahlo’yu çok severim. Yaptığı tablolar beni çok derinden etkiler. İki yıl önce İstanbul’a sergisi gelmişti. Tabi bendeniz hemen gittim. Hangi tablolarının sergileneceğini bilmiyordum. İnşallah en beğendim tablosu da sergilenir diyordum. Gittim ne göreyim dostlar sergilenmiş. O tabloyu yakından görmek beni nasıl mutlu etti bilemezsiniz. Sizinle onun beğendiğim bir şiirini paylaşmak istiyorum. İnsan eğer sevdiğinden vazgeçiyorsa kalbi paramparça olmuş demektir. Ah Frida ah bir kez daha yandı kalbim senin dizelerini okurken…

“Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.

Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.

Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.

Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.

Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.

Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden 'sen' olduğun için vazgeçtim.

Bencil olduğun için vazgeçtim.

Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.

Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.

Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.” 

Frida Kahlo 

Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 17 M: 69 Y: 100 K: 25


Sevdayla Bakmak Bu Olsa Gerek...

Bu da en beğendiğim tablosu...

19 Şubat 2014 Çarşamba

Ben Seni Neden Mi Sevdim?

301. Gün (Ben Seni Neden Mi Sevdim? )

Bir öğrenemedik doğru dürüst sevmeyi… Belki bu şiirleri okuyanlar öğrenir de yaşam daha yaşanılır hale gelir…






Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim 
Parlak bir inciydin benim için 
Paha biçilmez bir inci

Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde 
Seni Düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da 
Beni sardığı bir anda sevdim…
 
Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin 
Güzel bir yüzün var diye değil 
Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim 
Ben seni derinden ve hissederek sevdim.
 
Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını 
Beni sardığını onu nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim. 

Seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın
Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun 
Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim.

Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı 
Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda 
O Islak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim.

Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda 
Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım 
Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim.
 
Sen ne kadar uzak olsan da, 
Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa 
Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim.
 
Seni Kalbimde yanan ateşin ile 
Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle 
Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken 
Kalbimin Yanıp tutuştuğu anlarda 
Gelip o bu ateşi alevlendirerek 
Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim. 

Korkuyorum! 
Hak ettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. 
Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. 
Senin Sevgine LAYIK OLDUKTAN SONRA başkaları tarafından o sevgiyi KAYBETMEKTEN korkuyorum. 
Seni KAYBETMEKTEN korkuyorum derken kazandım. 
Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. 
Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. 
O temiz ve masum gözyaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. 

Evet korkuyorum; 
KAYBETMEKTEN seni, seni daha fazla üzmekten... 
Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum. 
Ya da anlaşılmaktan korkuyorum yanlış. 
Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. 
Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. 
Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. 
Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. 
Dostluğun olup yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. 

Korkuyorum evet; 
seni KAYBETMEKTEN ve seni daha fazla üzmekten... 
Bir çiçek misali ne ellemeye ne de koparmaya kıyamıyorum uzaktan seyrediyorum çünkü; 
Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. 
Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yasatamamaktan korkuyorum. 
Kalbimden sana fazlasını verememekten korkuyorum. 
Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. 
Seni sevmekten değil; 
dostluğunu suiistimal etmekten, 
Seni KAYBETMEKTEN ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. 
Belki de çok fazla korkuyorum... 

ÇÜNKÜ; BEN İLK DEFA SEVİYORUM 
...

ATTİLA İLHAN

Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 0 M: 70 Y: 41 K: 13



CANAN BERBER'İN TABLOSU

18 Şubat 2014 Salı

Üç Nokta Aşktır

300. Gün (Üç Nokta Aşktır )

Tam 300 gündür sizlerle onlarca şey paylaştım. Okuduğum şiirleri, yüreğime yer eden cümleleri, coğrafi bilgileri, filmleri vs… Oldukça az zaman kaldı 1 yılı tamamlamaya… Tam 65 gün sonra yepyeni bir dönem başlayacak benim için… İnşallah hoş bir süreç olur. Mevlana okudum bugün. Çok ama çok etkileyici cümleler karşılayacak sizi.


Üç nokta aşktır...
Her nokta gizli bir Ahtır!...
Seviyorum deyip haykıramamaktır...
Boğazda düğümlenen iki çift sözdür...
Dilin lal, gönlün melal olduğu andır...
Gözlerden süzülmeyen iki damla gözyaşıdır...
Hissedilen fakat bir türlü yazılamayandır...
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı andır...
Üç nokta; bitmeyendir bitemeyendir...

Hz. Mevlana

Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 11 M: 0 Y: 100 K: 38

17 Şubat 2014 Pazartesi

“İşte Bu Beni Anlar!” diyordum.

299. Gün ( “İşte Bu Beni Anlar!” diyordum.)

Nasıl beğendim nasıl okurken kendimi kaybettim anlatamam size dostlar. Sakın okumayı ertelemeyin. Okumak için bir dakika bile düşünmeyin. Alın ve kana kana okuyun.





... Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu. Bütün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyordum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı... Bunların, bütün ömrünce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: “Adam sen de, söyleyip de ne olacak sanki?” demiştim. Eskiden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak: “İşte bu beni anlar!” diyordum.

...Onun birçok hislerinin, düşüncelerinin benimkilere ne kadar benzediğini gördükçe, aramızdaki yakınlığı daha kuvvetle hissederek seviniyor; fakat onun bir noktada benden ayrıldığını, hakikatleri kendi kendisinden saklamayı, ne pahasına olursa olsun, kendisini aldatmayı asla istemediğini anladığım için korkuyordum. Çünkü müphem bir his bana, kim olursa olsun bir insanı tamamen gördükten ve gördüklerini kendinden saklamadıktan sonra, ona hiçbir zaman büsbütün yaklaşılamayacağını fısıldıyordu.


Hâlbuki ben bu kadar hakikat sever olmak istemiyordum. Hiçbir hakikatin beni ondan uzaklaştırmasına tahammül edemeyeceğimi anlıyordum. Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?

Sabahattin Ali
Kürk Mantolu Madonna


Formun Üstü
Formun Altı
Formun ÜstüFormun AltıRenk Kodu: C: 0 M: 100 Y: 100 K: 25