30 Kasım 2013 Cumartesi

Ka’ya göre Aşk



220. Gün (Ka’ya göre Aşk)

Kitap okumayı çok seviyorum. Üç tür kitap okumayı daha çok seviyorum. Birinci grup siyasi kitaplar (özellikle strateji üzerine), ikinci grup biyografi ( özellikle otobiyografi tadında olan Türkiye İş Bankası Yayınlarından çıkan NEHİR SÖYLEŞİ serisi harika),  üçüncü grup ise romanlar…

Kitaplardan yapılmış alıntıları okumayı çok seviyorum. Yazarın dili konusunda biraz da olsa bilgi sahibi olmama neden oluyor. O yüzden güzel bir alıntı ile bu güne renk katmak istedim. Romanın kahramanı Ka'dan...


"Yanımdan ayrılmanı hiç istemiyorum," dedi Ka İpek'e, "Çünkü sana çok fena aşık oldum." 
"Beni tanımıyorsun bile," dedi İpek. 
"İki tür erkek vardır," dedi Ka eğitici bir havayla. "Birincisi, aşık olmadan önce kızın nasıl sandviç yediğini, saçlarını nasıl taradığını, hangi saçmalıkları dert edindiğini, babasına neden kızdığını, onun hakkında anlatılan diğer hikaye ve efsaneleri bilmelidir. İkincisi ise, ki ben onlardanım, kız hakkında pek az şey bilmelidir ki aşık olsun." 
"Yani bana hiç tanımadığın için mi aşıksın? Gerçekten aşk mıdır sence bu?"  "İnsanın her şeyini vereceği aşk böyle olur," dedi Ka.



Orhan Pamuk – Kar kitabından alıntıdır.


Renk Kodu: C: 0 M:0  Y: 100 K: 22

Nuri Bilge Ceylan'dan güzel bir kar fotosuna bakarak AŞKI düşünelim bari dostlar...

29 Kasım 2013 Cuma

Niye olduğun gibi yeterli değilsin?

219. Gün (Niye olduğun gibi yeterli değilsin? )

Chuang Tzu'dan bir hikâye:

Adamın biri kendi gölgesinden ve kendi adımlarından o kadar rahatsızmış ki, ikisini de hayatından çıkarmaya karar vermiş. Bunun için de bir yöntem bulmuş; onlardan kaçıp kurtulacakmış. Ayağa kalkıp tabana kuvvet koşmaya başlamış. Ama ayağını her yere vuruşunda, yerde bir adım daha oluyormuş ve gölgesi de hiç zorlanmadan onu takip etmekteymiş. Adam da yeterince hızlı koşmadığı için başaramadığına karar vermiş ve daha hızlı koşmaya başlamış; hiç durmadan koşmuş, koşmuş, en sonunda ölüp yere yığılmış. Bir gölgelikte dursa gölgesinin kaybolacağı, öylece orada otursa adımlarının da olmayacağı hiç aklına gelmemiş.


İnsan kendi karmaşasını, sırf kendini reddetmeye, suçlamaya, kabul etmemeye devam ettiği için kendisi yaratıyor. Bunu da bir dizi karmaşa, içsel kaos, sefalet izliyor. Niye kendini olduğun gibi kabul etmiyorsun? Yanlış olan ne? Bütün varoluş seni olduğun gibi kabul ediyor ama sen etmiyorsun. Ulaşmak istediğin bir ideal var. O ideal her zaman gelecekte - öyle olmak zorunda - hiçbir ideal şimdide olamaz. Ve gelecek de ortada yok daha doğmadı. Ama o ideal yüzünden sen gelecekte yaşıyorsun. Bu da sadece bir hayal... O ideal yüzünden şimdi burada yaşayamıyorsun. O ideal yüzünden kendini suçluyorsun. Bütün ideolojiler, bütün idealler suçlayıcıdır çünkü zihninde bir imaj yaratırlar. Ve sen kendini o imajla karşılaştırmaya devam ettiğin sürece bir şeylerin eksik olduğunu düşünürsün. Hiçbir şey eksik değil. Mükemmellik ne kadar mümkünse, sen de o kadar mükemmelsin. Bunu anlamaya çalış çünkü ancak o zaman Chuang Tzu'nun hikâyesini anlayabilirsin. Bu gelmiş geçmiş en güzel hikâyelerden biri ve insan zihninin mekanizmasının çok derinine iniyor. Niye zihninde idealler taşımaya devam ediyorsun? Niye olduğun gibi yeterli değilsin?

OSHO – Yakınlık kitabından alıntıdır.


Renk Kodu: C: 0 M: 31  Y: 100 K: 0

28 Kasım 2013 Perşembe

Bodrum' da Hava Bir Açıyor Bir Kapıyor.

218. Gün (Bodrum' da Hava Bir Açıyor Bir Kapıyor. )

Sevgili dostlar haberlerden az çok duymuşsunuzdur. Bodrum’u sel aldı. Bir yağdı bir yağdı sandık gök delindi. Bodrum’un ilginç bir kışı vardır. Bir an bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor sonra pat diye güneş açıyor. Bu hafta oldukça fırtınalı geçirdik ve geçirmeye de devam ediyoruz. Bir iki kendi çektiğim güzel Bodrum fotosu paylaşmak istedim sizlerle…



Bodrum ve Kış :)

Tabi Halikarnas Balıkçısı' ndan da güzel bir şiir okumadan olmaz değil mi? :)


Bodrum Bodrum
İtalya 'yı gör de öl derler
Yok canım; Bodrum 'la kıyılarını gör ve yaşa

Yokuşbaşına geldiğinde, Bodrum 'u göreceksin
 Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin
 Senden öncekilerde böyleydiler
 Akıllarını hep Bodrum 'da bırakıp gittiler
 Bin metreden denize tepe takla inen uçurumlar mı istersiniz,
 İrili ufaklı ada kümeleri mi istersiniz,
 Altın renkli plajlar mı istersiniz? Ne isterseniz var burada
 Gece yıldızları tek tük görünen mıymıntı şeyler değildir
 Yıldız kalabalığına engin gece dar gelir.
 Sanki pırıltıyla göğü sarsıp güderler
 Hele ufukta ay bi görünekoysun evren peri masalına döner
 Bodrum 'da her tarafta mavi bir nurdur
 Öyle mavi ki insan maviyi toplamak için
 Avucunu göğe açacak ve elini yanaştırıp bakınca avucunun mavileşmediğine şaşıcak
 Bodrum hem doğanın olağan üstü hem de tarihinin
 Şanlı batıranlarını kendine toplayan ak pak bir Akdeniz Köşesidir

 Cevat Şakir Kabaağaçlı


Renk Kodu: C: 8 M: 50  Y: 84 K: 0


Bardaktan boşalırcasına yağıyor.
Okulumun bahçesi...
Kara kara bulutlar kapladı her yanı...

Yağmur dinince...

Hele bir akşamüstü olursa...

27 Kasım 2013 Çarşamba

Akşamüstü Bir Kahvede

217. Gün (Akşamüstü Bir Kahvede)

 Akşamüstü bir kahvede 
Bira içtim birkaç bardak 
Gazeteden yoruldukça 
Gelip geçene bakarak 




Kahvenin müşterileri 
İçerdeydi daha fazla 
Camlı terasta idim ben 
Çıkıntı yapan sokağa 

Sevimsiz bir kocakarı 
Torununu azarladı 
Bir köpek geldi içerden 
Camdan dışarıya baktı 

Salınarak geçip gitti 
Genç bir anne çocuğuyla 
Kasketli iki müşteri 
Bir şey konuştu patronla 

Biraz sonra geldi köpek 
Baktı yine aynı yere 
Tıraş edilmiş yüzünde 
Kederle ve ciddiyetle 

Kocakarı torununu 
Azarladı bir kez daha 
Karıştı iki kasketli 
Akşamın ıssızlığına 

Köpek yine gelip baktı 
Camdan ve hep aynı yere 
Yüzünde aynı ciddiyet 
Ve gözlerinde kederle 

Kocakarı içkisini 
Bitirmiş olmalıydı ki 
Çıkıp gitti torunuyla 
Biri bir kahve söyledi 

Az önceki anne çocuk 
Döndüler elde ekmekle 
Köpek yine gelip baktı 
Camdan ve hep aynı yere 

Bakıyor birkaç saniye 
İçeriye dönüyor ve 
Geliyordu çok geçmeden 
Bakmak için aynı yere 

Koyulaşırken gitgide 
Usul ve yumuşak akşam 
Eğildim ben de yavaşça 
Baktım köpeğin ardından 

Uzuyordu bomboş sokak 
Gelip giden azalmıştı 
Parketmiş birkaç araba 
Ve akşamın ıssızlığı 

Eğilip bir daha baktım 
Belirgin hiçbir şey yoktu 
Köpek ise arada bir 
Gelip bakıp dönüyordu 

Ben de bu notları aldım 
Bir şiir yazarım diye 
Yaşamın anlamsızlığı 
Ve ciddiyeti üstüne

ATAOL BEHRAMOĞLU

Renk Kodu: C: 59 M: 0  Y: 62 K: 0

26 Kasım 2013 Salı

Rengârenk

216. Gün (Rengârenk)

Bir yelkenli bayrağı al
- - Mor da olabilir - - 
Almış yaprağına rüzgârı
Rumca bir şarkı patlatıyor
Denizin gözüne gözüne



Mubalâğa lâz oldu vre sevgilim
Aramızda bu yaz
Pontuslarını zaptetmeye birbirimizin
Selvi yeşili serenlerimize

Beğenmediysen o yeşili
- - Nefti mi? Değil. - - 
Camgöbeği olabilir meselâ
Suların pöstekisinde sevişmek için

Mubalâğa yaz oldu bu yaz
İkimiz de ömrümüzün güzünde
Fuzulî'nin dediği Gedây - ı Muhteşemler

Bitkiniz tatlı - işemeden
Böyle böyle deryadil oluyor derya
Derûnumuzdaki...
Uyuyalım mı dedin vre sevgilim?
Gaflet ki, o bayrağı al yelkenliden
- - Mor da olabilir - - 
Dalgalarla dalga geçen geçerken
Kucağımıza atlayan bir lâpindir

Menzilimiz Pontus değil Azrail
Ve önümüz sırf ebabil...
Lâkin o da ölecek bir gün mutlak
Bizcileyin yaşarsa bir yaz

Bunu Rabiş'in camına
Bayrağı al bir yelkenliye yaz !
- - Mor da olabilir ama- - 
Rumca bir şarkı patlataraktan
Ağaran siyaha doğru
Siya siya !..

İki ceset ki aşktan boğulmuş
Kasımpatları gibi patlayan kulaklarıyla
Tozlarından tuzlarından donanmalar kurulmuş
Gidiyorlar Cezayir'i fethe yeni baştan
Biri erkek biri dişi
İki korsan

Güler'le Can...
İkisi de birbirinden alâ
İkisi de mubalâğa !

Şiirin bütün felâketine rağmen
İkisi de yaşıyorlar hâlâ ...
Böylece tekmil oluyor yavaş yavaş
Bütün bir sonbahar...

CAN YÜCEL

Renk Kodu: C: 25 M: 0  Y: 100 K: 13



25 Kasım 2013 Pazartesi

"Duyarlarsa" diyorsun.

215. Gün ("Duyarlarsa" diyorsun.)

"Duyarlarsa" diyorsun. Duysunlar ne çıkar? Seven insanın bir suçlu gibi ezik olması neden? Sevmek ve sevilmek hakkımızı kullanıyorsak bundan kime ne? İnsan olarak aşktan başka övünecek neyimiz kaldı? Erdem yalan söylemek mi? Hırsızlık etmek mi? Katil olmak mı? Yoksa esirleri fırınlarda yakmak mı erdem? Bir milletin gençliğini savaş meydanlarında yok etmek mi? Yalnız sofular mı erdemli bu dünyada? Çıkarını düşünenler mi namuslu? Aşka saygı duymayanlar utansın yaşadıklarına, sevenler değil. 

"Görürlerse" diyorsun. Oysaki kimse görmeyecek seninle seviştiğimizi. Bu doyulmaz zevki kimseye tattırmayacağız. Seni benden başka hiç kimseyle paylaşmaya razı değilim. Zaten sen bir bütünsün; bölünemezsin, paylaşılamazsın ki! Ben hep sevdim sana gelinceye kadar. Seni sevmeye hazırladım kendimi. İlk sevdiğim değilsin elbette, ama son sevdiğim olacaksın. Seni tanımadan önce yalnız sevmenin hazzıyla doluydu yüreğim, gururluydum çünkü seven bendim. Yalnız benim hakkımdı sevdiğimi yüceleştirmek, onu erişilmez yapmak, ölümsüz kılmak benim hakkımdı. Sevildiğimi, hele senin tarafından sevildiğimi anladığım anda gururum yok oldu. Aşkın büyüklüğü karşısında eridiğimi hissettim. 

" Anlarlarsa " diyorsun. Anlasınlar umurumda değil. Keşke anlayabilseler. Herkesin seni olduğun yerde görmesini, bilmesini isterdim. Ben sende yaşamanın kavramını buldum. iç aleminin sonsuz hazinelerini önüme serdiğin zaman anladım yaşadığımı. Güzelliğinin manyetik alanından dışarıya çıkamaz oldum. Hiç bir şeyden çekinme artık. Bak! Şimdi seninle vardığımız o yerde kimseler yok. Yıldızların erişilmezliğinde, duyguların sonsuzluğundayız. Zamanı aştık, en güzeli kendimizi aştık seninle. Onun için şimdi ilk defa beni sevmek hakkını sana tanıyorum. 

Anla, seni ne kadar sevdiğimi...

Ümit Yaşar Oğuzcan
Sahibini Arayan Mektuplar  -19 -


Renk Kodu: C: 25 M: 50  Y: 0 K: 0

24 Kasım 2013 Pazar

İstediğin Gibi Yaptım; Artık Kalbim Yok!

214. Gün (İstediğin Gibi Yaptım; Artık Kalbim Yok!)

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!
...

Küçük İskender


Renk Kodu: C: 0 M: 100  Y: 52 K: 25


23 Kasım 2013 Cumartesi

Zahir

213. Gün (Zahir)

'Etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz. Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz. Kendimize ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz.'

E.M. Cioran / Çürümenin Kitabı



****************************

Fikirler bin kez kırılır, ama bir kez yuvarlanıp bir bütün haline gelirler. Kırılırlar; üzerime dökülürler. ' Çizgiler ve renkler kalıcıdır, bu yüzden ...'

Virginia Woolf / Dalgalar

****************************

Ama gerçek hikâye hangisi? Bunu bilmiyorum. Bu yüzden cümlelerimi,bir gardıropta asılı, birinin gelip kendilerini giymesini bekleyen elbiseler gibi tutuyorum. Böyle bekleyerek, böyle fikir yürüterek, kâh şunu kâh bunu not ederek hayata tutunuyorum. 


Virginia Woolf / Dalgalar

****************************

Bahçeden kopardığı bir sap üzümü sofraya koyan insanın basit ve saf mutluluğunu kalbim hissedebiliyorsa, keyfime diyecek yoktur.

Çünkü o yalnızca üzümü değil, bütün güzel günleri, onu ektiği o tatlı sabahı, suladığı o tatlı akşamları da sofraya koymuş olur. Üzümün günbegün büyümesi ona haz verdiği için her şeyin tadına bir anda yeniden varır.

Johann Wolfang von Goethe / Genç Werther’in Acıları

****************************

“İnsanlar nasılda istemeden birbirlerine muhtaç oluyorlardı! Onları bir araya getiren kader miydi, yoksa bir içgüdü müydü? Belki de yalnız yorgunluk ve ümitsizlikti.” 

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski / Suç ve Ceza

****************************

...kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve yabancı lisanda yazılmış kitaplar gibi. Cevapları şimdi arama. Şu anda cevaplar sana verilemez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. Bu, her şeyi yaşama meselesidir. Şu anda, senin soruyu yaşaman gerekiyor. Belki daha ilerde, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabını yaşarken bulacaksın. 

Robin Sharma / Sen Ölünce Kim Ağlar

****************************

"Güneşin, denizlerin, rüzgârların enerjisinden yararlanabiliriz. Ancak, insanoğlunun sevginin enerjisinden yararlanmayı öğrendiği gün, ateşin keşfedildiği gün kadar önemli olacak."

Paulo COELHO / Zâhir

Renk Kodu: C: 17 M: 87  Y: 0 K: 0



22 Kasım 2013 Cuma

Hiç

212. Gün (Hiç)

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
...“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!”

Renk Kodu: C: 0 M: 46  Y: 100 K: 25

21 Kasım 2013 Perşembe

Yeter Ki Gel

211. Gün (Yeter Ki Gel)

Bana harflerden ve kelimelerden arınarak gel.
Kalıplardan kurtul, kalbinle gel .
Kâlinden sıyrıl, hâlinle gel".
İster bu aşkın 'Sen' hâli, ister 'Ben' hâli olsun.
Geldiğin zaman; ne 'Sen' ne de 'Ben' olmayacağız burada. O hâlde sadece gel.
İster 'Sen'inle gel. İster 'Sen'siz. Yeter ki gel!

Mevlana

Renk Kodu: C: 100 M: 47  Y: 100 K: 13










20 Kasım 2013 Çarşamba

Bering Denizi

210. Gün (Bering Denizi)
Bering veya İmarpik Denizi, Kuzey Büyük Okyanus'undan, Alaska Yarımadası ve Aleutian Adaları'nın ayırdığı büyük su kütlesi. İki milyon km² yüzölçümüne sahiptir. Doğusunda ve kuzeydoğusunda Alaska, batısında Sibirya ve Kamçatka Yarımadası, güneyinde Alaska Yarımadası ve Aleutian Adaları ile çevrilidir. Kuzeyindeki Bering Boğazı vasıtasıyla, Kuzey Buz Denizi'ndeki Çukçi Denizi'nden ayrılır. İsmini, kaşifi Danimarka'lı Vitus Bering'den almıştır.
Bering denizi ekosistem kaynaklarını "Donut Hole" de uluslararası sularda olduğu kadar ABD ve Rusya'nın yetki nüfusunu da ihtiva eder. Birbirini etkileyen akımlar arasında Buz denizi ve hava, dinç, kuvvetli, enerjik ve üretici ekosistem yaratır. Bering Denizi dünyanın en vahşi yaşamına evdir. Bu deniz çok tehlikeye düşmüş balina türlerini besler. Bunlar, yay kafalı balina, Mavi balina, Yüzgeç balina, sei balina, kambur balina, ispermeçet balinası olup dünyada en nadir olanlardır. Mors, deniz aslanı, fok, katil balina, beyaz balina ve Kutup ayısı.
Bering Denizi dünya deniz kuşları için çok önemlidir. Bering Deniz Bölgesi, 30 tür deniz kuşu, yaklaşık 20 milyon kendine özgü yavrulama içerir.


Renk Kodu: C: 23 M: 24  Y: 77 K: 42







19 Kasım 2013 Salı

Çukur

209. Gün (Çukur)

Beğendiğim şiirlerini paylaşmak istedim sizlerle Sunay Akın’ın…








Çukur

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur


Maki

Bir an önce görülsün 
Diye Akdeniz 
Toroslar'da ağaçlar
Hep çocuk
Kalır


Ayrılık

İki ray (ı) gibiyiz
Bir tren yolunun
Yakın olması
Neyi değiştirir 
Son istasyonun


Pencere

Kokusu mahalleye yayılsın
Diye yaptığı yemeklerin
Akşamüstleri
Açık tutar penceresini
Yeni gelin


Dişi Kuş

Kuru bir ot
Gibi yaşıyorum
Gözlerden uzak
Patika bir yolun
Kıyısında
Tek suçum 
Sap olmamak
Baltanın
Kanlı oyunlarına

Ama yine de 
Umut dolu kalbim
Belki bir dişi kuş 
Taşır beni diye
Daldaki yuvasına

Sunay Akın

Renk Kodu: C: 55 M: 44  Y: 0 K: 13